Japonya Ekonomisi | Japonya Eğitim Sistemi ve Japonya Tarihi Dönemler

japon eğitim sistemi - ikinci dünya savaşı japonya

japon kültürü - japonya nüfus politikası

Japonya nasıl gelişti? Japonya ekonomisi ve Japonya sanayisi atılım gösterdi? Japonya eğitim sistemi, Japonya nüfus politikası, Japonya tarihi dönemler, Japon kültürü ve Japonya hakkında her şey. İkinci Dünya Savaşı Japonya ekonomisi ve Japonya hakkında ilginç bilgiler.

Japonya…

Doğan güneşin ülkesi. Tam 6.852 adadan oluşan dünyanın uzak ucunda bir takımada. 126 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık onuncu ülkesi.

2.Dünya Savaşı’nda aldığı büyük yenilgiyle koşulsuz teslim olmuş, iki büyük şehri atom bombasıyla yerle bir edilmiş, sefaletin ve açlığın kol gezdiği günler yaşamış ve hemen sonrasında “Japon Mucizesi” olarak adlandırılan muhteşem bir atılımla kalkınmış, şimdilerde ise dört trilyon dolarlık milli geliriyle dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olmayı başarabilmiş Japonya.

Peki; ne oldu, nasıl oldu da bu insanlar böyle bir atılımı hemde böylesi kısa bir zamanda başarabildi?

Bunu tam manasıyla görebilmek için Japonya’nın bugünü kadar geçmişine de din, eğitim, kültür ve coğrafya perspektifinden bakmakta fayda var. O zaman Japonya’nın bu mucizeyi yalnızca 2. Dünya Savaşı’ndan sonra değil çok daha uzun yıllar önce bir kez daha başarmış olduğu görülür.

1.si 18.yüzyılda Meiji dönemi ile yaşanan gelişmeler; diğeri ise, İkinci Dünya Savaşı sonrası gelişmelerdir.

 Japonya Tarihi Dönemler – Meiji Dönemi (1868 – 1912)

1600-1868 yıllarını kapsayan ve yaklaşık 250 yıl süren Tokugawa Şogunluğu’nun baskıcı ve dünyadan izole döneminde, imparatorluk makamı siyasi bir etkinliği olmayan ve sadece saygı duyulan bir makamdı. 1864 yılında Japonya’nın askeri ve teknolojik gelişiminin, dünyanın çok gerisinde olduğunu düşünen imparatorluk yönetimi, bölgesel reformcu liderlerin desteğini alarak Tokugawa yönetimine karşı mücadele eder ve imparator, yönetim gücünü tekrar eline alır. İmparator Komei’nin 1867 de ölümünden sonra İmparator Meiji tahta çıkar. Japonya’nın imparatorluk yönetimini yenileyen ve restorasyonu hayata geçiren bir dizi uygulamaya koyulur. 250 yıl kadar süren izolasyon politikasına son verir, yeni bir okul ve eğitim sistemi kurar. Tokugawa yönetimiyle mücadele ederken yardım aldığı samuraylarla olan işbirliğine devam eder ve kalkınmada büyük rol oynayan “zaibatsu” girişimini oluşturur. Günümüzde tanınan Mıtsubıshı, Mitsui, Kawasaki gibi şirketler bu girişimci sınıfın ürünleridir.  1. Mucize saydığımız bu dönem 1868’den 1912’ye kadar devam eder ve Japonya’nın 20. Yüzyılın başlarında modern bir millet olarak doğuşunda rol oynar.

Diğer yönden batılı sistemde büyük bir ordu kurulması ve ülke savunması konusunda da önemli ilerlemeler kaydedilmiş, II. Dünya Savaş’ı öncesinde bu amaca ulaşılmıştır. Aslında genel pencereden bakıldığında büyük bir askeri güç olma arzusu, ada savunmasını gerçekleştirme amacından çok bir kapitalist ülke için hammadde elde etme ve sömürü anlayışından kaynaklanmaktaydı. Bu noktada Japonya’nın da görüldüğü kadar masum ve tokgözlü bir devlet olmadığı anlaşılıyor.

Ancak Japonya ekonomisi hızla sanayileşmesine ve büyüyen sömürgelerine rağmen doymuyordu. Her ne kadar ekonomik çıkarları için ABD ile yakınlaşmış olsa da Japonya, savaşın patlak vermesiyle Almanya ile yakınlaştı. Japonya tarafından meşhur Pearl Harbor’a saldırılınca ABD’de kesin olarak savaşa girdi. Ardından II. Dünya savaşı şiddetlendi ve iki atom bombasından sonra Japonya yenilgiye uğradı. Bu şekilde de mucize son buldu.

ABD İşgali ve Sonrasındaki Gelişmeler 

 Japonya, sahip olduğu büyük ekonomik ve askeri gücü II. Dünya Savaşı’nda kaybetmesinin yanında savaşın olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşti.

Savaş sonunda iki atom bombasına maruz kalmış, savaşta ve felakette 2,8 milyon vatandaşını kaybetmiş,milli gelirinin %25’i kadar maddi kayıp yaşamış ve savaş öncesi sanayi üretiminin %10’u seviyesine kadar düşmüş, sanayi üretimini bırakıp tarım ekonomisine dönmek zorunda kalmıştır. O dönem Japonya’nın temel sorunları ;işsizlik, enerji, yiyecek kıtlığı ve çok yüksek enflasyondu.

2. Dünya Savaşı Japonya Ekonomisi (1948 – 1990)

1949 yılında yapılan seçimlerde Muhafazakâr  Liberal Parti, Yoşida liderliğinde tek parti iktidarı kurulur. Yoşida’ya göre, Japonya ekonomisi, en hızlı şekilde dünya pazarına açılmalı ve kendisinin dış pazarda olan hakkını almalıdır.

Enflasyon kısa süre içinde azaltılır. Ekonominin sağlamlaştırılmasına, üretimin arttırılmasına, ihracatın genişletilmesine ve genel olarak ekonomik kalkınmaya yepyeni şekilde başlanır. Ancak enflasyon önce azalmış, iç piyasada satış olmadığından ve ihracat için de imkân olmadığından ekonomik darlık dönemi yaşanmış, büyük mal stokları oluşmuştur. İşte tam bu noktada Japonya’nın büyük şansı olarak nitelendirebileceğimiz 1950 Kore Savaş’ı başlamıştır. Kore Savaşı sonrasında Japonya’nın dünya ticareti %34, üretimi de %70 oranında artar. Birleşmiş Milletler, Kuvvetlerinin bütün ihtiyaçlarını Japonya’dan temin etmeye başlar. Bu da hızla maliyetlerin düşmesi ve kalitenin yükselmesini, ardından Japon sanayi mallarının dünya ticaretinde büyük bir rekabet gücü kazanmasını sağlar.

Savaştan sonraki yıllarda, “Japon malı” döküntü ve kalitesiz anlamında kullanılmaktaydı. 1960’lı yıllarda Japon otomobilleriyle alay edilirken, 1970’lerde tasarrufları ve işçilikleri bakımından saygı gördüler. Toyota, şu anda dünyanın en büyük otomobil şirketidir, değeri de ABD’li üç büyük araba üreticisinden fazladır.

Milli gelir on katına, sanayi üretimi ve ihracatı dört katına çıkar. 1973-1983 döneminde büyüme oranı %5, işsizlik ise %2 olarak gerçekleşmiştir. Özetle söylenirse Japonya, dünyadaki ekonomik krizlere rağmen hızlı ekonomik kalkınmasını 1990’lı yıllara kadar aralıksız sürdürmüş ve sanayileşmenin 4.evresi olan süper sanayileşmeye geçmiştir.

Gelişimin Temel Nedenleri: Japonya Eğitim Sistemi, Japon Kültürü ve Siyaseti

Japonya ekonomisi temelinde hükumetin ve sanayi bürokrasisinin büyümeye yönelik ekonomi ve sanayi politikaları yer alır. AR-GE çalışmaları devlet ve özel sektör arasında sağlam temellere oturtulmuştur.

Keiratsular Japon ekonomisinin ulusal ve uluslararası rekabet gücünün yükselmesinde önemli rol oynamışlardır. Japonların kendine has kapitalizm anlayışı ve piyasa ağları olan Keiratsu’lar firmalar arasındaki koordinasyonu sağlayıp piyasada bilgi asimetrisini engelleyerek, şirketler arasında birbirlerinin davranışlarını öngörebilmelerini sağlamıştır. Bu sistem, üye olan firmaların başarısızlık riskini minimuma indirirken, üretim maliyetlerinin düşürülmesi konusunda alternatif stratejiler geliştirir. Keiratsu içindeki şirketler arasında güven ilişkisi vardır, birbirlerinin hisselerini satın alarak kenetlenmiş bir yapı oluştururlar. Örneğin; 1974’te petrol krizi nedeniyle batma tehlikesi yaşayan Mazda’nın üyesi olduğu keiratsu’nun ana bankası Sumitomo Trust harekete geçerek şirketi batmaktan kurtarmıştır. Keiratsu içindeki diğer bir prensibe göre; bir şirket mal alması gerekiyorsa malı, şirket ağı içindeki başka bir şirketten almaya özen gösterir.

Japonya ekonomisi, japonya tarihi, japonya eğitim sistemi, japonya kültürü, japonya nüfus politikası, ikinci dünya savaşından sonra Japonya, Japonya tarihi dönemler

Japonlar, refah seviyeleri zamanla artsa da ithal tüketime yönelmediler. Örneğin; ithal pirinci ülkeye sokmayarak ve küçük, verimsiz pirinç tarlalarını sübvanse ederek,Japonlar pirinçlerine dünya fiyatlarından beş altı kat daha fazla para ödemeye zorlanmıştır. O dönemde Japonlar neredeyse her şey için dünya fiyatlarının üzerinde para ödemiştir. Ancak ucuzu varken pahalısını almak bize Japonların milliyetçi karakterini gösterir.

Japonya’nın en iyi markalarından biri olan Sony firmasının tarihçesi için tıklayın.

Japonya Eğitim Sistemi

Japonya ekonomisi ve japonya sanayisi bu kadar gelişmiş ise şüphesiz bu gelişimin en önemli faktörlerden birisi de Japon eğitim sistemidir. Tokugawa döneminde geleneksel eğitimle yaratılan toplumsal birikim, Meiji dönemindeki sanayileşme ve modernleşmede önemli rol oynamıştır. Meiji dönemindeki beşeri sermaye ise ülkeyi başarılı bir biçimde endüstri toplumu haline getirmiştir.

2.Dünya savaşı sonrasında Japonya, ABD’nin işgal politikası sonucu, eğitim sistemini değiştirmiş ancak batının sistemini, kendi geleneksel yapısından gelen temel prensiplere tamamen sadık kalarak düzenlemişlerdir. Bu sistem neticesinde her Japon, her şeyden önce Japon milletinin bir ferdi olarak topluma ve kurulu düzene saygıyı, kolektivizmi yani ortak amaçların yüceltilmesini bireyselliğe üstün tutar. Bunun sonucunda her birey, üretmek ve sonuçta toplumsal yarar sağlamak için çabalar. Öğrencilerin hayatının büyük bir kısmı dolaylı yada dolaysız olarak ahlak ve karakter gelişimine odaklanır. Daima işbirliği ruhunu, bölgesel ve ulusal gelenekleri öğrenmeyi temel amaç olarak alır.

Her Alanda Eğitim – Japon Kültürü

Öyle ki öğrenciler 4. Sınıfa (10 yaşına) kadar hiç bir sınava tabi tutulmazlar. Bu dönemde sadece öğrencinin karakterinin oturması ve güzel davranışların geliştirilmesi amaçlanır. Bu sisteme bir örnek vermek gerekirse Japonya’nın okullarında hizmetli bulunmaz. Öğrenciler okulun genelini (tuvaletler de dahil) yıl boyunca dönüşümlü olarak kendileri temizlemek zorundadırlar. Bu yöntem öğrencilere bir taraftan takım çalışması ve yardımlaşmayı öğretirken diğer taraftan da kendi kirlettiği şeyi yine kendisi temizleyeceğinden temizlik alışkanlığını öğretmeyi amaçlar.

Japonya eğitim sistemi, sadece kurumlar ile değil hayat boyu devam eden bir olgudur. Japonya’da okuma yazma bilmeyen yoktur ve herkes temel eğitimden geçmektedir. Eğitimi; diğer ekonomik, sosyal ve idari sistemlerden ayrı düşünmezler,eğitim her alandadır.

Japonlar, gruba uymak ve dikkat çekmemek üzere eğitilmişlerdir.

Bir Japon atasözü “Öne çıkana çivi batar” der. 

Japonlar, kendilerini kocaman bir ailede büyük bir dayanışma içerisindeymiş gibi hissederler. Eğitim sistemindeki bu harikulade disiplin ve ortak amaçlara bağlılığın bir nedeninin de açlık olduğu görülmektedir. Japonya bir ada ülkesidir ve yetişen tek ürün pirinçtir. Pirinç tarımı ise çok zahmetli ve ortak yapılan bir faaliyettir. Japonlar birbirleriyle yardımlaşmazlar ise ürün elde edemezler. Ayrıca elde edilen ürünlerin korunması için de kolektif hareket etmek zorundadırlar. Japon köylülerinin ürettiği ürünleri büyük bir yardımlaşma ve dayanışma içerisinde hırsız ve yağmacılardan korumaya çalıştıkları bir hikayeyi anlatan ve büyük yönetmen Akira KUROSAVA yönettiği 1954 yapımı “Shichinin No Samurai” Yedi Samuray filmi bu olguya çok güzel bir örnektir.

Japonya’da kolektivizmin oluşmasında sadece pirinç tarımı etkili olmamıştır. Edo devrimi sonrasında Japon kültürünü korumaya yönelik 250 yıl süren ve bir ada ülkesi olması dolayısıyla başarıya ulaşabilen “ izolasyon politikası”da Japonların birlik anlayışını güçlendirmiştir.

Japonlar Hangi Dine Mensup?

Öte yandan Japonların milli dini şintoizm’in de Japon kolektivizminin gelişmesine etkisi büyüktür. Şintoizme göre aile bir dindir ve aile ocağı tapınaktır. Bu nedenle birlik ve beraberlik içinde çalışmak en büyük ibadettir. Tembellik ise doğaya saygısızlıktır.

Japonlar, batılı ülke toplumları gibi doymak bilmeyen tüketim toplumu değildir, aksine onlarda doymak bilmeyen şey üretimi arttırmak isteyen arzudur. Öyleki yüksek miktardaki tasarruflar ve üretim birçok kez Japonların ekonomik durgunluk yaşamalarına ve şirketlerin zarar etmesine neden olmuştur. Japonlar, savaş sonrasında refah seviyeleri artmasına rağmen ithal lüks tüketime yönelmemişlerdir. Japonlar milliyetçi bir toplumdur, ithal maldan daha pahalı ve kalitesiz olan Japon malını tercih ederler. Japon şirket yapılanları olan keiratsular da bu anlayışın ticaretteki yansımalarıdır.

Japonya Ekonomisi ve Japonya’da Faiz

Japonya ekonomisi hakkında kısa bir araştırma yaparsanız, Japonya’da faizlerin eksi yönde olduğunu görürsünüz. Bunun sebeplerinden biri de insanları harcamaya teşvik etmektir. Örneğin Japonya ekonomisi 2018 yılında da beklediği para sirkülasyona ulaşamadı ve eksi yönlü faiz uygulamasına devam etti.

Japon bilim adamlarının üretmiş olduğu, kendini tamir eden ekranı görmek için tıklayın.

SONUÇ

Bir asya ülkesi olan Japonya’nın kültür, eğitim ve ekonomik mucizesi farklı parametrelerle incelenmesi gerekir. Çünkü sahip olduğu coğrafya, din, dil, yönetim yapısı, kültür gibi değerleri ile Avrupalı ülkelerden farklıdır. Japon ekonomisi, kalkınma ve modernleşmenin batılı toplumlara has bir olgu olmadığını göstermiştir. Japon ekonomisi temelinde Japon kültür anlayışından gelen “kolektivizm” anlayışı yatar. Japonlarda “ ben” merkezli anlayış yoktur.

Son yıllarda küreselleşmenin etkisiyle bu anlayış zamanla değişmeye başlamış, ekonomik kalkınmanın temel yapı taşı olan Japon kültürü, batı kültürünün etkisinde bir erozyona uğramıştır, Japon ekonomisi şu anda mucize döneminden uzaktır, ancak yine de ekonomik etkinliğini ve gücünü korumaktadır. 1960’larda kötü mal diye anılan Japon ürünleri günümüzde “Made in Japan”damgası altında kaliteyi temsil etmektedir. En önemlisi  Japonya, ekonomi temelli gelişen Asya ülkeleri Çin ve Kore için model ülke olmuştur.

Japonya ekonomisi, japonya tarihi, japonya eğitim sistemi, japonya kültürü, japonya nüfus politikası, ikinci dünya savaşından sonra Japonya, Japonya tarihi dönemler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir