Elon Musk, Tesla’nın Otomatik Pilot için Kendi Yongasını Oluşturduğunu Söyledi
Aralık 8, 2017
Bitik-pil-akiili-telefon-sony
Sony Xperia XZ2 Özellikleri Sızdırıldı – Snapdragon 845, Çift Kamera ve Çerçevesiz Ekran
Aralık 17, 2017
Tümünü Göster

CO2 Salınımını Azaltmak İçin Yapılması Gerekenler

kuresel-isinma

CO2-Salinimi

co2-nedir-zararlari

KARBONDİOKSİT SALINIMI

Dünyanın ve dünya üzerinde yaşayan canlıların geleceği için karbondioksit salınımı azaltmak herkese düşen bir görev. Karbondioksit salınımını azaltmak için neler yapılabilir?

Sera gazlarını ve onların yaymış olduğu karbondioksiti azaltmak için harekete geçmek, iklim değişikliğini hafifletmek bir zorunluluktur. Bunu yerel düzeyde yapmanın önemi artık her zamankinden daha önemli.

Penn Tasarım Okulu profesörlerinin geçtiğimiz günlerde yayınlanan raporlarında özellikle iki sektöre dikkat çekiyorlar: Konut ve Ulaşım

Bu iki sektörün önemini de her geçen gün artan dünya nüfusu bize göstermekte. Her gün devasa beton bloklar çevremize konumlanmakta. Ulaşım ise büyük metropollerde ki trafikten de anlaşılacağı üzere hat safhada.

İnsanların elbette hayatlarını idame ettirebilmeleri için barınmaları gerekiyor buna karşı çıkmıyoruz ancak daha planlı konutlaşmaya gidilebilir. Günümüzde teknolojinin geldiği noktaya bakacak olursak daha akıllı binalar, kendi enerji ihtiyacını kendi karşılayabilen binalar yapmak oldukça mümkün gözükmekte. Ayrıca yapılan planlı konutlaşmalar da orman yok etmenin bir nebze de olsa önüne geçebilir.

bitik-pil-solar-sistem-cati

Kuruyup Çürüyen Bitkiler de Karbondioksit Salıyor

Örneğin dünyanın akciğeri sayılan Amazon ormanları, yılda ortalama 2 milyar ton karbondioksit emerken, şimdi 3 milyar ton karbondioksit salıyor. Amazon’daki yağmur ormanlarında 2005 yılında yaşanan kuraklık sonucu, atmosfere Avrupa ve Japonya’nın bir yılda saldığından daha fazla sera etkisi gazlarının salındığı araştırılmış. Bitkiler büyürken, ısıyı kendinde toplayan karbondioksiti emiyor, kuruyup çürüdüklerinde ise karbondioksit salıyor. Uzmanlar Amazon ormanlarının 1980′den bu yana yılda ortalama 2 milyar ton karbondioksit emdiğini, ancak 2005 kuraklığında 3 milyar ton karbondioksit salınımı olduğu gözlemlendi. Kuraklık sonucu oluşan karbondioksit salınımı ağaçları öldürdü ve bitkilerin büyümesini yavaşlattı. Bu sonuçlar sadece yok edilen ormanların bulunduğu ülke ile sınırlı kalmıyor. Tüm dünyayı etkiliyor. Yani sorun hepimizin.

Dikkat Edilirse Öngörülen Olumlu Senaryolar

Sadece metropollerde ki sera gazı emisyonlarının azaltılması da tek boyutta bir işe yaramayacağını söyleyen araştırmacılar bu alanda çeşitli modeller ve senaryolar ortaya çıkardı. Tarihsel veriler kullanılarak yapılan bu model ve senaryolar bu alan da potansiyel başarıyı belirledi. 11 ayrı yerde: Philadelphia, Atlanta, Boston, Chicago, Cleveland, Denver, Houston, Los Angeles, Miami, Phoenix ve Seattle.

Genel olarak, araştırmacılar, konutlar için enerji tasarrufu ve yenileme standartlarını benimseyerek, 2030 yılına kadar ortalama yüzde 31 ila 46 oranında bir azalma sağlayacağını tahmin ettiler.

Öngörülen nüfus artışı nedeniyle, şehirler kompakt bir şekilde inşa edilmiş olsa dahi, insanların yürüyebileceği ve toplu taşıma araçlarını daha fazla kullanmasına ve daha az araç kullanmasına olanak tanımış olmasına rağmen, ulaştırma kaynaklı emisyonlar hala artıyor. Ancak araştırmacılar, bu çabaları galon başına 40 mil daha iyi bir yakıt ekonomisi standardıyla birleştirildiğinde, emisyonların 2030’a kadar ortalama yüzde 31 oranında düşeceğini buldu. Diğer bir deyişle, temiz araç teknolojileri büyük önem taşıyor.

Bütün bunları göz önüne alındığında, Phoenix, Seattle ve Houston gibi hızla büyüyen metropol alanlarının, bölgesel düzeyde sera emisyonlarını önemli oranda azaltma potansiyeline sahip olduğuna, oldukça büyümeyen şehirlerden çok daha fazla olduğu gözlemleniyor. Bunu yapmak için, kentlerin ve toplulukların örgütlenmesinin de önemi vurgulanıyor.

Devlet politikaları da bu alanda çok önemli. Devletlerin yapmış oldukları anlaşmalar karbondioksit salınımı azaltmakta ancak bu anlaşmalara uyuluyor mu muamma.

susuzluk-bitik-pil-col

Dikkat Edilmediği Taktir de Yaşanacak Olaylar;

 

1-Görülen en büyük tehlike türlerin giderek daha hızlı yok olması. Araştırmalara göre, türlerin günümüzdeki yok olma hızı, insanlık ortaya çıkmadan önceki yok olma hızının tam 1000 katı. Bu hızın böyle devam ettiğini düşünürsek 2100 yılında belki de bildiğimiz bir çok canlı türünü artık dünyamızda görünmeyecek.

2-Yükselen deniz seviyeleri sadece orada yaşayan türleri değil bizim de türümüzü çok kötü etkiler. Buzullar eridikçe kara parçalarını sel vurur ve burada ki insanlar taşınmaya mecbur kalırlar. Fotoğraflar da gördüğümüz bir çok ada bile artık yer yüzünden kaybolur.

Sonuç olarak bizim berbat ettiğimiz dünya ile birlikte ya yok olup gideceğiz yada güzelleştirme çalışmalarına katılıp en azından bizden sonraki nesle yaşanabilir bir dünya bırakacağız.

1 Comment

  1. burak dedi ki:

    teşekkür ederim ödevim için kullandım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir